Kirli Kirpi Blog

Bize, sektöre ve hayata dair söylemek istediklerimiz var. Peki siz bunları dinlemek ve okumak ister misiniz?

Logo Tasarımı Yaparken
logo-tasarim-cover

Firma ve ya ürün fark etmeksizin her markanın kendisini ifade eden bir ismi mutlaka olmak zorundadır. Bu ismin seçimi markalaşma sürecinin en zor kısımlarından birisidir. Bu konuda daha önce hazırladığımız “Firma İsminin Seçilmesi” yazımızı okudunuz ise isim bulma süreçleri ile ilgili fikir sahibi olmuş ve zorluklarının farkındasınız demektir.

Bulduğunuz isimler bazen akılda kalıcı ve kısa olsa da bazen tam tersi bir şekilde karışık ve faklı olduğundan dolayı algısı zayıf kalmaktadır. Markalaşma sürecinde en karışık ve en farklı isimler bile doğru bir tanıtımla akılda kalıcı ve algılanabilir duruma getirilebilir.

Örneğin bu gün en çok bilinen dünya devlerinden olan Google, 2000’li yılların başında ilk çıktığında kullanıcılar, bir arama motoru var idi garip isimli bir şey şeklinde tam olarak ismi hatırlayamadan bir şekilde bir birlerine ilettikleri, hiç kimsenin alışkın olmadığı, boş bir sayfada tek bir inputtan oluşuyordu. Web sitesine giren kişiler ne olduğunu anlamakta zorlanıyorlardı. Fakat sistem bu farklılığını, verdiği hizmet kalitesi ve sağladığı servisler ile en iyi şekilde sunarak, günümüzde isim bilinirliğini en üst seviyeye taşımayı başarmıştır.

Bunun gibi pek çok örnek sayılabilir, pek çok karışık gibi görünen ismin doğru logo tasarımı, kurumsal kimlik yapısı ve reklam politikası ile dünya devine dönüşmesini anlatan pek çok firma hikayesine ulaşmak mümkündür. Bunları Google üzerinde aratarak öğrenebilirsiniz.

Peki, markanızı veya fikrinizi doğru isimle kavuşturmak tek başına yeterli olacak mı? İsim tek başına markalaşma için yeterli bir çıkış noktası mı? Bu sorunun pek çok cevabı olabilir. Ama kesinlikle evet ve ya hayır demek çok saçma olacaktır. Bu kararı verirken analiz edilmesi gereken pek çok nokta vardır. İçinde bulunan sektörün analizi, en büyük rakip analizi ile belki de en önemlisi markayı oluşturan kişilerin kişisel talepleri.

Logo konusunda en büyük başarılardan birisi olarak Coca Cola örneği gösterilebilir. Bir ambleme ihtiyaç duyulmaksızın geçmişten günümüze el ile yazılmış kaligrafik yazıyı kullanan firma, gerek yazının kıvrımlarını kullanışı gerekse nerede ise kırmızıyı tekele almış olması ile beraber her ortamda tek bir çizgi ile algılanabilir duruma gelmiştir. Fakat Coca Cola’nın bunu yapmak için milyon dolarlar harcadığını da unutmamak lazım.

Bu durumda ister sizi sembolize edecek şeyin bir yazı karakterini olduğunu söyleyin, isterse bir amblem olduğunu söyleyin, dışarıda isminizin sunumunu yapan sizin logonuz olacaktır.

Logo şeklinin genel yapısı nasıl olmalıdır sorusuna genel ve kısa cevaplar vermek gerekir ise;

  1. Akılda kalıcı olmalıdır.
  2. Olabildiğince sade ve algılanabilir olmalıdır.
  3. Sektör ve yapılan iş ile ilgili bir yaklaşım göstermelidir.
  4. Mümkün olduğunca rakiplerden farklı görünmesi sağlanmalıdır.

Logo çalışması doğru yazı karakterinin seçimi ile başlayacaktır. Örneğin moda sektöründe bir firmanın yazı karakteri için el yazısı seçilebilir ama genel olarak el yazısı karakterinin okunuştaki zorlukları sebebi ile çok tercih edilir bir yapıda olmadığını unutmamak gerekir. Bir ressam ve ya bir moda tasarımcısı imzaya benzer kaligrafik bir şekil ile ifade edilebilir ama algının zayıflaması marka oluşumu sürecinde işi yavaşlatan etkenler arasında yer alır. Bu sebeplerle denilebilir ki, iyi bir yazı karakteri aynı zamanda sektörü ifade etmelidir. Metal sektöründe bir firma için Black ve Sans Şerif(Tırnaksız) bir karakter doğru olacakken, bir gazete için okuma kolaylığı olan şerif (Tırnaklı) yazı karakteri seçimi en doğru seçimler arasında yer alacaktır. Fakat bu kesinlik ve ya zorunluluk olarak görülmemelidir.

Logo çalışmasında en çok karşılaşılan hatalardan birisi, çalışmanın ikinci aşamasında renklere karar vermek olacaktır. Oysa bir sonraki adım, renksizliğin en doğru şekilde hazırlanmasıdır. Renksizlikten kasıt, logonun siyah ve beyaz dengesinin en doğru şekilde oturtulmasıdır. Çünkü renksiz hazırlanan ve doğru olarak hazırlanan bir logo çalışması istenen her renk için uyumlu olacaktır.

Yine renk aşamasına geçmeden önce dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli husus ise, logonun uzun kenarının 1 cm içinde algılanabilir olması durumudur. Aksi durumda logo yatay ve dikey uygulamalarında büyük kullanma zorunluluğundan dolayı algısı zayıflar ve her yerde büyük logo kullanımı mümkün olmayacağı için işiniz iyice zorlaşır.

Tüm bu konular çözüldüğünde artık renk konusunda çalışma başlayabilir. Renk seçiminde yine içerisinde bulunulan sektör incelenmeli. Her rengin insanlar üzerindeki etkileri incelenmelidir. 5 kuruş fazla olsun kırmızı olsun mantığı her zaman en doğru yaklaşım değildir. Örneğin yine kola konusundan ilerleyecek olursak; Cola çıkış noktası olarak kırmızıyı seçti kendine. Bu durum en büyük rakibi olan pepsinin maviyi seçesine sebep oldu. Pepsi, kurumsal renk farklılığına gitme olayını 80’li yıllara kadar çözememişti. Kırmızı, mavi olan kurumsalında ısrarla kırmızıyı kullanmasına rağmen 80’li yıllarda yaptığı hatayı fark edip, kurumsalını maviye çevirme kararı almıştır. Böylece farkındalık kavramını doğru bir şekilde kullanmaya başlamıştır. Yani farkındalık öncelikle renk ile sağlanmalıdır.

Logo yapımının son aşaması ise logoyu daha farklı hale getiren bir amblem çalışmasının logoya dâhil edilip edilmeyeceği konusudur. Bu konu tercihe bağlı olmakla beraber, yazı anlamında kurumsal bir anlatımın artık tek başına yeterli olmadığı düşünülürse, yazının tek başına kullanımında bile ufak tefek şekiller yakalamak, mesela firma ismini baş harfleri ile bir şekil yakalama çabası, logo sunumu yapılan yerlerde logo algısını arttırmak için iyi bir yöntem bile sayılır. Amblem konusunda aklınıza gelebilecek ve hiç kimsenin unutmadığı en iyi örnek olarak NIKE örneğini versem sanırım yanılıyor olmam.

Şimdi buraya kadar okuduğunuz tüm konuları kısaca sıralamak gerekirse, doğru font seçimi, siyah beyaz dengesi, küçük alanda büyük algı, renk seçimi ve amblem uygulaması. Tüm bu aşamaya kadar okuduklarınızı ciddiyetle okuyup hazmettiniz ise eğer logo çalışması hazırlıyor veya hazırlatıyorsanız sizden ricam tamamını unutmanızdır. Bunları unutun derken kastım göz ardı edilmesi değildir. Bu konuda ne kadar iyi olursanız olun, logo çalışması öncelikle logoyu hazırlatan kişinin kişisel tercihleri ve beklentilerine göre hazırlanan bir kurumsal kimlik öğesidir. Siz en iyisini yapsanız bile her zaman en kötüsünün kendisi için en iyi sonuç olduğunu düşünen birileri ile çalışılma durumu olacaktır. Tasarımcı olarak size kalan istekler içerisinde kaybolmadan, olabilecek en doğrusunu yakalama çabası olmalıdır.

Paylaşmak istediklerinizi bize gönderin