Kirli Kirpi Blog

Bize, sektöre ve hayata dair söylemek istediklerimiz var. Peki siz bunları dinlemek ve okumak ister misiniz?

Oyunla Başlayan Davranış Becerileri
oyuncakla baslayan davranis becerileri cover

Kimi aileler çocuklarının akademik olarak bir eğitim almasını isterken, kimileri ise eğitimin oyun ile daha ileri seviyelere gitmesini ister. Güncel koşulların zorluğu düşünüldüğünde aslında akademik eğitim her çocuk için vazgeçilmez gibi duruyor değil mi? Peki gerçekten öyle mi? Yeni kendini tanıyan bir beynin, daha kendisi olamamışken, görevlerinin bilincinde bir birey olmasını beklemek ne kadar doğru? Yani gerçekten daha okula başlamadan önce neleri bilmesi gerekli sorusuna verilecek kesin bir yanıt olabilir mi? Örneğin dünyanın teknoloji devi olan google çalışanları, neden çocuklarını teknolojiden uzak okullara göndermeyi tercih ediyor? Evet yanlış okumadınız, teknoloji ile uğraşan bir şirketin çalışanları, çocuklarını teknoloji havuzu bir okulda okutmak yerine, karatahta ile eğitim yapılan okullara göndermeyi tercih ediyor. Peki, Waldorf yaklaşımı olarak bilinen, oyuncakların öncülüğünde başlayan bir oyun ile öğrenme yöntemi, çocuğun davranış becerilerini nasıl geliştirir?

Bebekken öğrenmek tamamen duyu organları ile yapılan bir eylemdir. Her bir ses, hareket ve şekil, bebek için doğal bir öğrenme yöntemine dönüşür. Sizin lambayı açıp kapatırken bastığınız bir lamba anahtarı, sizin için basit bir obje iken, bebeğiniz için ışık kaynağı olarak algılanacaktır. Büyüdüğümüzde otonom olarak, farkında olmadan yaptığımız pek çok şey, aslında bebekliğimizde beynimize yerleşen bir parça bütün, sebep sonuç ilişkileri ile oluşan devasa bir eğitimin kalıntılarıdır. Çocuğunuzun kendini geliştirmesi için izleyeceğiniz yöntemler ne olmalı?

  1. Çocuğunuza Odaklanmayı Öğretin

    Okul öncesi çocukların odaklanma süreleri çok kısadır. İlgisini çekmeyen şeyden çok çabuk uzaklaşır ve merakını cezbedecek şeyleri ulaşma çabası ile kendince yöntemler geliştirir. Bu sebeple çocuğunuzun kendisi ile vakit geçirmesini sağlayın. Bunu yaparken ilgisini çekecek yöntemler geliştirin ve sıkılmasına engel olun. Her çocuk sanatçı olamayacağı gibi her çocuğun doktor yada mühendis olmasını beklemek yine yanlış olacaktır. Örneğin ahşap puzzle oyuncaklar alarak, bunları bir bütün haline getirmesine yardımcı olun.

  2. Çocuğunuza Paylaşmayı Öğretin

    Yeni doğan çocuklardaki paylaşım ruhu, 2 yaş itibari ile her şeyin kendisine ait olduğu hissine kapıldığı bir döneme doğru ilerler. Çocuk parkında hemen salıncağa binmek ister, ortamdaki tüm oyuncaklarla oynamak ister ve bunu hemen ister. Bu durumun aşılması ciddi bir sabır gerektirir. Çocuğa kesinlikle şiddet uygulanmadan, onun anlayabileceği şekilde ona durumun her istediğinde onun istediği gibi olamayacağını anlatmalısınız. Ama 3 yaşına kadar bu konuda çok fazla şansınız olmayabilir, bu sizi hiç bir zaman yıldırmasın. Bu durumla baş etmek için örneğin, arkadaşları veya sizinle vakit geçirmesini sağlayacak aktivite oyuncakları tercih edebilirsiniz. En iyi seçenekler Lego ve puzzle gibi seçenekler olacaktır.

  3. Çocuğunuza, Otorite Kavramını Öğretin

    Özellikle 3 yaşına doğru her çocukta “ben” kavramı çok gelişir. Talepte bulunur ve bunun hemen olmasını ister. Ama bu durum ortamda kaosa neden olabilir. Anne ve baba mümkün olduğunca ortak karar vererek büyütmelidir çocuğu. Birinin izin vermediğine diğeride izin vermemelidir. Çocuğunuz oyuncakları ile daha fazla vakit geçirmek istediğinde, bunun olup olamayağına birisi karar vermeli ve o karara uyulmalıdır.

  4. Çocuğa Kendi Kendine Yetebilirliği Öğretin

    Her çocuk, ilk fırsatta ailesini şaşırtabilecek yeteneklere sahiptir. Ama bu yeteneğinin ne olduğunu anlamak için çocuğunuzun öz güveninin yerinde olması gerekir. Hiç yurt dışı uçuşlara katıldınız mı bilmiyorum ama hava alanlarında çok değişik örnekler görmüşlüğüm vardır. Mesela alman bir çift çocuklarının yanından yürürken çocuk kendisine ait bir çanta taşımaktadır. İçine baksanız belki sadece bir havlu, yedek bir atlet göreceksiniz ama çocuğun kendi çantasını kendisini taşıması gerekliliğini öğretmişler. Bizdeki örnek ise, ağlayıp kaçan bir çocuğun arkasında, elinde mendil ile koşan ve çocuğun burnunu silmeye çalışan anneanne figürü bulunmakta. Aman canım daha çok küçük ilerde yapar demeyin asla. Bırakın çocuğunuz bütün yemeğini dökse bile kendi yemeğini yemeyi öğrensin, kendi ayakkabısını giymeyi öğrensin. Bu durum çocukta öz güven kavramının oluşmasını ve onun ileride kendini daha rahat ifade eden bir bireye dönüşmesini sağlayacaktır.

Tüm bunlar aslında bilmediğimiz şeyler değil ama bir çoğumuz bildiğimiz halde hayat koşulları nedeni ile çocuklarımıza yeterli ilgiyi ve özeni gösteremiyoruz. Ama unutmayın, çocuğu televizyonun önüne oturtup saatlerce çizgi film izletmek, belki sizin hayatınız için rahat bir nefes alma imkanı sağlar, fakat çocuğunuz için hayal gücünün ve ortaya çıkmayı bekleyen yep yeni özelliklerinin kaçırılmasına neden olabilir. Ayrıca dünyanın en yorucu işini yapıyor bile olsanız, çocuğunuz size gülümsediğinde geriye hiç bir yorgunluk kalmayacağı konusunda garanti verebilirim.

Paylaşmak istediklerinizi bize gönderin